Felsefe, bulma değil, kabul edileni rasyonelleştirme faaliyetine dönüşürse yani en baştan tanrı, bir, iyi, logos, ilk neden, mutlak akıl, aşkın tümel gibi bir ilke koyarsa, düşünce varlığa açık bir biçimde yönelmez, varlığı o ilkeye göre düzenler. Sonra da aklın ilkeleriyle bunu iç tutarlılığa kavuşturur.
Ama burada kritik soru şudur;? tutarlılık hakikat demekmidir? Bir sistem kendi içinde çok tutarlı olabilir ama bu o sistemin başlangıç koşullarının doğru olduğunu göstermez. Mesela aşkın bir tümel vardır öncülünü baştan kabul edersiniz ve ardında tüm tekilliklei bu tümele bağlı olarak açıklayan çok tutarlı bir sistem kurabilirsiniz. Ama bu sistemin tutarlılığı, aşkın tümelin gerçekten var olduğunu kanıtlamaz, yalnızca onu kabul ettiğinde nasıl bir düzen kurabileceğini gösterir. Çünkü akıl önce aşkın tümeli var sayıyor, sonra kendi ilkeleriyle o aşkın tümeli, ispatlamaya çalışıyor, yani akıl kendi kurduğu zemini yine kendi kuralları ile onaylıyor. Bu durumda akıl hakikatı dışarıdan yakalamıyor kendi kurduğu çemberin içinde döndürüyor.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
ENSEST ÜZERİNE BİR DENEME
Bu yazımda iktidar kavramın arkasında antik çağlardaki iktidarın sadece aile içinde devamını sağlayan ensest mantığının, yapısal düzende ay...
-
Giriş Aslında temel hata ‘bütün’ diye bir özün var olduğunu sanmaktır. Bütün denilen şey, sınırları çizilmiş ve kurallara göre işleyen b...
-
Sesli Dinlemek İçin Tıklayınız ÖZET Klasik epistemolojinin merkezinde yer alan "gerekçelendirilmiş doğru inanç" tanımı, bilgiye...
-
Sesli Dinlemek İçin Tıklayınız Özet: Bu yazı, özgür irade sorununu ilişkisel ontoloji ve transdüktif düşünce bağlamında yeniden değerlendi...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder